İçeriğe geç

Karahanlıyı öldürenler kim ?

Karahanlı’yı Öldürenler Kim?

Bir Kaderin Ardında

Kayseri’nin sokaklarında yürürken, o eski taş binaların arasından süzülen güneş ışığını hissediyorum. Her adımda, şehrin geçmişine, kim bilir kaç yıl önce, karanlıkta saklanmış, unutulmaya yüz tutmuş bir hikâyeye daha yaklaşıyorum. Karahanlı’nın sonu gibi… Belki de zaman zaman geçmişin gölgelerinde kaybolan bir adamın hikayesi. Ama bir şey var; o hikâyeyi hiç unutmayacağım.

Bugün, geçen günlerde okuduğum bir yazıyı aklımda tekrarlıyorum. Kayseri’nin ruhuna dokunan bir başka duygu: Hayal kırıklığı. O yazıda Karahanlı’nın ölümüne dair bir şeyler anlatılıyordu. Nasıl öldüğünü, kimlerin elinden hayatını kaybettiğini çok merak ediyorum. Çünkü her zaman olduğu gibi, tarih kitapları ne kadar doğruyu söylüyor ki? Anlatılanların, kimin söylediğine, hangi amaca hizmet ettiğine göre değiştiğini biliyoruz. Ama bu olayda bir şey var ki, düşündükçe içimdeki boşluk büyüyor. Neden bu kadar önemli? Çünkü Karahanlı’nın ölümünden sonra ortada kalan tek şey bir boşluk, bir boşluk ve büyük bir belirsizlik.

O Anı Hatırlıyorum: Yalnızlık ve Karanlık

Bir akşam vakti, gökyüzü biraz gri, biraz da mavi bir karışım gibi. Kayseri’nin sokaklarında yürürken birdenbire aklıma geliyor; Karahanlı. Kimdir o? Neden onu öldürenlerden çok, bu soru kafamı kurcalıyor. Bazen en acı gerçek, en önemli soruyu hiç sormamaktır. Bu şehri her köşe başında adımlarım, ellerimde günün kalıntıları ve kafamda Karahanlı’nın ismi. Fakat bildiğim tek bir şey var: O öldü. Ama kim öldürdü?

Söylenenlere göre, bir grup içki içen adamlar, ayaklarına kadar gelen güce tapmış olan bir grup isyancıydı. O zamanlar, topraklar üzerinde hala büyük bir mücadele vardı. Birçok insanın sadece karanlıkta nefes alabileceği zamanlardı o yıllar. Karahanlı da buna dâhildi. Ama içeriden bir şeylerin bozulduğu, iç savaşların son noktaya geldiği, yavaşça eriyen bir çürümeydi aslında.

Bir gece, sabah olacağına, güneşin batışı çok ağır ve yavaş oldu. Çalıştığım kafenin camından dışarıya bakarken aklıma geldi, Karahanlı son bir defa nefes alırken kimler vardı yanında? Belki de hiç kimse. Çünkü gerçek ölüm, yalnız kalınca gelir. Bu şehri, bu sokakları, hatta o anı tekrar yaşamak istiyorum, ama ne yazık ki geri dönüş yok.

Güvenin Kaybolduğu An

Bir an için bir şeye inanmak istedim. Gerçekten de Karahanlı, o kadar tecrübesiz, o kadar çaresiz miydi? Evet, bu doğru olabilir. Bir gün sokakta gördüğüm bir çocuğun gözlerinde, birkaç yıl önce Kayseri’nin kalbinde yaşanmış olan bu dramı izledim. Karahanlı, halkını kaybetmişti. Güven kaybolmuştu. O yüzden bu karanlık geceyi başlatanlar, gücünü kaybetmiş adamlardan başka kim olabilirdi ki? Kendi içinde dönen bir gücün, bir iktidarın parçasıydı o.

Bir insanın ihanetini, güvenini kaybetmesi, o kadar kolay bir şey ki… Bir anlık hayal kırıklığı, her şeyin sonu olabilir. Karahanlı’nın başına gelenler de tam olarak buydu. Kendisini kaybettiği, başkalarına güvenmenin bir hata olduğu bir dünyada buldu. Zamanla kaybolan güven, kaybolan insanlar… Hayat, bir zamanlar onun için kurmuş olduğu dünya yıkıldığında, yalnızca ve yalnızca yalnızlığa dönüşür.

Kim, Ne Zaman, Nerede?

Ama… Bu kadar karanlık ve yalnız bir son. Gerçekten de ölümünden sorumlu olan kimlerdi? Hangi insanlık dışı güçler onu öldürdü? Kimse, “o”nu öldürmek için dışarıya çıkmadı. Bir savaş başlamadı. Her şeyin ardında, belki de daha da karanlık bir gerçek vardı. O zaman, hani o meşhur “kim öldürdü” sorusu var ya… Karahanlı’nın ölümünü de zamanla unutup, sadece kaybolan güveni sorgulamak zorundaydık.

Belki de Karahanlı’yı öldürenler, aslında ona en yakın olanlardı. İhanetin, güvenin kayboluşu, kişisel dramlar… Bunlar, çok uzaklarda değil, belki de çok yakınlarımıza kadar uzanıyor. İhanetin gölgesinde, bir zamanlar dost olanların, dostlarını öldürdüğü bir yerdeyiz. O kadar tanıdık ki… O kadar hüzünlü ki…

Son Düşünceler

Bazen insan öyle bir noktaya gelir ki, sadece adını duyduğu birinin ölümünü sorgulamakla yetinir. Ama içindeki boşluğu hep taşır. Karahanlı’nın ölümünü düşündüğümde, içimdeki hayal kırıklığı da, hüzün de o kadar derinleşiyor ki. Kimse, Karahanlı’yı öldürenlerden gerçek anlamda sorumlu değildi aslında. Kimse suçlu değildi. Sadece zaman ve kader, çoktan onları bir kenara atmıştı. Kimse bunu bilmedi.

Sonunda, anlıyorum ki bu olayla ilgili sorunun cevabını bulmak mümkün değil. Çünkü bu sorunun cevabı, ne bizlerin yüreğinde var ne de tarihin sayfalarında.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet mobil giriş