PTH Düşürmek İçin Ne Yapmalı? Felsefi Bir Bakış Açısı Felsefe, insanın hayatı anlamlandırma ve doğruyu bulma çabasıdır. Bu çaba, yalnızca soyut düşüncelere ve büyük ideallere odaklanmaz, aynı zamanda bireyin bedenini, sağlığını ve varoluşunu nasıl şekillendirdiğine dair derinlemesine sorgulamalar yapar. Sağlık, sadece biyolojik bir durum olmanın ötesindedir; aynı zamanda etik, epistemolojik ve ontolojik bir sorudur. Peki, paratiroid hormonu (PTH) düzeylerini düşürmek için ne yapılmalıdır? Bu soruya vereceğimiz yanıtlar, yalnızca biyomedikal bir çözüm önerisinden ibaret olmayıp, aynı zamanda insanın sağlığına, varlığına ve yaşamın anlamına dair derin bir felsefi sorgulama da taşır. Etik Perspektiften PTH Düşürme: Bireysel Seçimler ve Toplumsal Sorumluluk Etik, doğru…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Pişmiş Fasulye Dolapta Kaç Gün Bekler? Toplumsal Normlar ve Aile İlişkileri Üzerine Bir Sosyolojik Analiz Toplumsal Yapılar ve Bireyler: Fasulye ile Bağlantılı Bir Araştırma Bir sosyolog olarak, toplumların ve bireylerin etkileşimini anlamaya çalışırken, bazen en sıradan görünen olayların bile toplumsal yapılar ve kültürel normlar hakkında derinlemesine bilgi sunduğunu fark ederim. Bugün, belki de evde pişmiş bir tabak fasulyenin dolapta ne kadar süre bekleyebileceği gibi basit bir soruya odaklanacağız. Ancak bu, yalnızca bir yemeklik gıda maddesinin ömrüyle ilgili değil; aynı zamanda toplumların nasıl işlediğini, toplumsal normların bireylerin yaşamına nasıl yansıdığını ve geleneksel cinsiyet rollerinin hayatımıza nasıl yön verdiğini anlamamıza yardımcı olacak…
Yorum BırakKarahanlı’yı Öldürenler Kim? Bir Kaderin Ardında Kayseri’nin sokaklarında yürürken, o eski taş binaların arasından süzülen güneş ışığını hissediyorum. Her adımda, şehrin geçmişine, kim bilir kaç yıl önce, karanlıkta saklanmış, unutulmaya yüz tutmuş bir hikâyeye daha yaklaşıyorum. Karahanlı’nın sonu gibi… Belki de zaman zaman geçmişin gölgelerinde kaybolan bir adamın hikayesi. Ama bir şey var; o hikâyeyi hiç unutmayacağım. Bugün, geçen günlerde okuduğum bir yazıyı aklımda tekrarlıyorum. Kayseri’nin ruhuna dokunan bir başka duygu: Hayal kırıklığı. O yazıda Karahanlı’nın ölümüne dair bir şeyler anlatılıyordu. Nasıl öldüğünü, kimlerin elinden hayatını kaybettiğini çok merak ediyorum. Çünkü her zaman olduğu gibi, tarih kitapları ne kadar doğruyu…
Yorum BırakEdinilmiş Mallara Katılma Rejimi Hangi Tarihten İtibaren Uygulandı? “Edinilmiş mallara katılma rejimi” ifadesi, kulağa biraz resmi ve karışık geliyor, değil mi? Hani “ekonomi okudum, teorileri biliyorum” diyorum ama bazen bu hukuk terimleri de beni zorluyor. Ama durun, bir dakika… Bu rejim aslında o kadar da karmaşık değil. Yani, yıllardır evliliklerde uygulanan, aslında hayatımızın içinde bir şekilde var olan bir düzen. İsterseniz biraz da tarihe bakalım, bu kavram nasıl doğmuş, kimlere yarar sağlamış, hangi tarihten itibaren hayatımıza girmiş? Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: İlk Kez Ne Zaman Uygulandı? İlk olarak 1 Ocak 2002 tarihinde uygulamaya girdi, evet, doğru duydunuz! 2002 yılının başı.…
Yorum BırakAkronim Öğrenme Nedir? Küresel ve Yerel Bir Bakış Merhaba! Bugün size, çoğumuzun günlük hayatında sıkça karşılaştığı ama bazen ne anlama geldiğini tam olarak çözemediğimiz bir konu olan akronim öğrenmeyi anlatmak istiyorum. Benim gibi teknoloji ve yeniliklere meraklı, iş hayatında sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışan biri için, akronimler aslında hem kafa karıştırıcı hem de eğlenceli olabiliyor. Peki, akronim öğrenme nedir ve bu konuyu hem küresel hem de yerel düzeyde nasıl ele alabiliriz? Gelin, birlikte keşfe çıkalım! Akronim Nedir? Öncelikle, akronimlerin ne olduğunu hatırlayalım. Akronim, bir kelimeyi ya da kelime grubunu kısaltarak yeni bir anlam oluşturan, genellikle ilk harflerinden meydana gelen bir…
Yorum BırakKulak İçin Kafiye Diyen Kim? Şiirin yalnızca göze değil, kulağa da hitap edebileceğini söyleyen; sesin, dizelerin sonunda farklı harflerle yazılmış olsa bile aynı duyum yaratıyorsa kabul görmesi gerektiğini savunan biri var: Recaizade Mahmut Ekrem. Onun bu yaklaşımı, şiirin görsel değil işitsel estetiğini ön planda tutan “kulak için kafiye” anlayışının temelini oluşturdu. Recaizade Mahmut Ekrem’den sonra bu anlayış, özellikle Servet‑i Fünûn dönemiyle birlikte yaygınlaştı; dönemin bazı şairleri — örneğin Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin — şiirde melodiyi, ritmi, ahengi önceliklendirdi. :contentReference[oaicite:4]{index=4} “Kulak İçin Kafiye” Nedir? “Kulak için kafiye” anlayışı, şiirde mısra sonlarında yazılış bakımından değil, okunuş ve duyulan ses bakımından bir…
Yorum BırakKoordinasyon Hastalığı: Bedensel Dengesizlikten Ontolojik Bir Sorunsala Düşünceler, her zaman bedensel deneyimlerle birleşir. İnsanlar olarak, dünyaya sadece zihinsel olarak değil, aynı zamanda bedensel varlıklar olarak da yaklaşırız. Ancak, beden ve zihin arasındaki ilişki çoğu zaman sancılı olabilir. Koordinasyon hastalığı, bu sancının bir dışa vurumu olarak karşımıza çıkar. Bedenin doğru hareket etme yeteneğini kaybetmesi, sadece fiziksel bir zorluk değil, aynı zamanda bireyin varoluşuna dair daha derin soruları gündeme getiren bir deneyimdir. Peki, bu hastalık neyi temsil eder? Bedensel dengenin bozulması, insanın dünyadaki varlığını nasıl etkiler? Ve en önemlisi, bu sorunun felsefi boyutları nedir? Etik Perspektif: Bedensel Yetersizlik ve Toplumsal Kabul Koordinasyon…
Yorum BırakHisse Tipi Müşterek 1:1 Ne Demek? İktidar, Kurumlar ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimi Perspektifi Giriş: Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Siyaset bilimi, toplumsal yapıları anlamaya yönelik bir araçtır ve bu yapılar arasındaki ilişkiler, genellikle iktidar, kurumlar ve ideolojiler tarafından şekillendirilir. Ancak bu ilişkilere bir başka boyut eklemek gerekirse, toplumsal düzene dair her türlü düzenleme – ister devletin yürüttüğü politikalar, isterse özel sektör ve kurumlar arasında yapılan anlaşmalar olsun – aslında güç ilişkilerinin bir yansımasıdır. Peki, “hisse tipi müşterek 1:1” ifadesi tam olarak ne anlama geliyor ve bu ifade, toplumun toplumsal yapısı, güç dengeleri ve bireylerin etkileşim biçimleri üzerinde…
Yorum BırakMaymuncuk Çelik Kapıyı Açar Mı? Hayal Kırıklığına Uyanmak Saat akşam yediydi. Kayseri’nin o tipik soğuk akşamlarından biriydi, dışarıda kar rüzgarla savruluyordu. Eve girdiğimde bir şey fark ettim. Kapı yerinde değildi. Üzerime ağır bir yük bindi. Hayatımda ilk defa, bir kapı benim için gerçekten kapalıydı. Çelik kapı, her ne kadar sağlam ve güvenli olsa da, o an bana adeta bir ceza gibi geliyordu. Önce ne yapacağımı bilemedim. Çelik kapı… Hiç aklımda olmayan bir soru takılıverdi dilime: Maymuncuk çelik kapıyı açar mı? Geceyi uykusuz geçireceğimi, kafamda deli sorularla sabahı zor edeceğimi hissettim. Saatler geçtikçe bu düşünce beni iyice sarstı. Her şeyin mükemmel…
Yorum BırakAsiye Nerenin Türküsü? Türk müziği, derin bir geçmişe sahip ve kökleri o kadar eskiye dayanıyor ki, kimi türküler yıllar geçse de hâlâ içimizi ısıtıyor. “Asiye nerenin türküsü?” diye düşündüğümüzde, bu şarkının nereden geldiği, ne zaman söylenmeye başlandığı ve nasıl bu kadar sevildiği soruları hemen akla geliyor. Peki, gerçekten Asiye nerenin türküsü? Türkünün Kökenine Bir Bakış Asiye’nin türküsü, Türk halk müziğinin nadide parçalarından biri. Bu türkü, özellikle 1980’lerden sonra Türk müziği sahnesinde adından sıkça söz ettirmeye başlamış. Ancak, şarkının tam olarak hangi bölgeden çıktığı konusunda net bir bilgi yok. Bazı araştırmalar, türkünün kökeninin Karadeniz’e dayandığını öne sürerken, bazıları ise İç Anadolu’nun…
Yorum Bırak